|
KOMKAR Genel Yönetim
Kurulu’nun 18. Kongreye sunduğu Çalışma Raporu.
Saygıdeğer misafirler,
KOMKAR’ın yiğit delegeleri,
KOMKAR Genel Yönetim Kurulu olarak hepinizi
saygıyla selamlar, 18. Kongremizin mücadelemize güç
katmasını dileriz.
18. Kongremiz ölümsüz Kürt lideri Mela Mustafa
Barzani ve ünlü Kürt şairi Cegerxwin’in 100. doğum
yıldönümlerine rastlıyor. Bu nedenle de biz bu
kongremizi adı geçen iki ölümsüz Kürt şahsiyetine
atfettik. Bu vesileyle bir kez daha Mela Mustafa Barzani
ve Cegerxwin’in anıları önünde saygıyla eğilir
ve tüm Kürdistan şehitlerini selamlar, amaçları
gerçekleşene kadar mücadeleye devam edeceğimizi
belirtiriz.
Ayrıca bu yıl aynı zamanda
„Sivas Katliamı“nın 10. yılı. Bundan
on yıl önce, gerici ve yobaz güçler, güvenlik güçlerinden
aldıkları güç ve destekle ve onların gözleri
önünde, Pir Sultan Abdal Şenlikleri için Sivas’a giden
aydın, sanatçı ve yazarların kaldığı
otele saldırıp ateşe vermişlerdi. Bu
insanlık dışı saldırı sonucu
37 kişi katledildi. Katledilişlerinin 10 yılında
Sivas katliamı kurbanlarını da saygıyla
anıyoruz.
Değerli arkadaşlar,
18. Kongremizde, geçen kongremizden sonra
yaptığımız çalışmaları
değerlendirecek, eksikliklerimizi tesbit edecek, bu
eksikliklerimizi tamamlamanın yollarını tartışacak
ve gelecekteki çalışmalarımızın
genel çerçevesini çizeceğiz.
Belirtmek gerekir ki, sunduğumuz rapor
Genel Yönetim Kurulu’nun çalışma raporudur ve
belli başlı çalışmalarımızın
özetidir. Kuşkusuz raporumuza almadığımız
bir hayli çalışmamız da var. Özellikle 2003
yılında aktif olan tüm birimlerimizin etkinlikler
de KOMKAR’ın çalışması olmasına
karşın, bu raporumuzda yer almamaktadır.
17. Kongre sonrası yaptığımız
çalışmaları değerlendirebilmek için,
bu dönemde Kürdistan, Türkiye ve Avrupa’daki gelişmelere
kısaca gözatmak gerekir.
Bu dönemde de, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne
üye olma macerası devam etti. Helsinki Zirvesi’nde,
AB üyeliği için Türkiye’nin önüne koyulan ev ödevlerini
yapmak amacıyla Ecevit ve onu takip eden Erdoğan
hükümeti yasalar çıkardı, „Anayasa değişiklikleri“
yaptılar. Kopenhag Siyasi Kriterlerini dahi karşılamaktan
uzak olan bu değişiklikler kağıt üzerinde
kaldı, pratikte uygulanmadı.
Örgüt olarak bu dönemde de, daha önce olduğu
gibi Avrupa Birliği ve birliğe üye ülkeler nezdinde
çalışmalar yaptık. AB’nin, demokratikleşme
ve Kürt sorununun çözümü doğrultusunda ciddi adımlar
atmadığı sürece Türkiye’yi üyeliğe almamasını
talep ettik; demokratikleşme ve Kürt sorunu konusunda
Türkiye’ye baskı yapması gerektiğini dile
getirdik.
Öyle anlaşılıyor ki önümüzdeki dönemde de
aynı görevler bizi bekliyor. Çıkartılan bunca
uyum yasalarına karşın, Kürtçe isimler halen
yasaklı, bırakın Kürtçe eğitimi, Kürtçe
kurslar bile brokrasinin binlerce engeline takılıyor.
Köylerine geri dönmek isteyenler jandarma ve korucu duvarına
çarpıyorlar. Onlarca kitap, özellikle de Kürtçe olanları
ya da Kürt sorununu işleyenler yasak, dergi ve gazeteler
toplatılıyor, sahibi ve sorumlularına astronomik
para cezaları veriliyor. Düşüncelerinden dolayı
binlerce kişi cezaevlerinde ya da sürgünde yaşıyorlar.
Hükümet genel bir af çıkaracağına „Topluma
Kazandırma“, „Eve Dönüş Yasası“ diye adlandırdığı
kanunla itirafcılığı ve teslimiyeti
dayatıyor.
Bu listeyi uzatmak mümkün. Ama bu kadarı
bile, TC’nin AB’nin gözünü boyamak amacıyla değişir
gibi yaptığını ama özünde değişmediğini,
değişime ayak diretenlerin devlete hükmettiklerini
ortaya koyuyor. Yeri gelmişken belirtelim ki Kopenhag
Siyasi Kriterleri’nin tam olarak uygulanmasıyla da
Kürt sorunu çözülmez. Çözüm, kendi kaderini tayin hakkının
Kürtlere tanınmasıdır. Kürtler kendi kaderlerini
ellerine almadıkça, gelecekleri ile ilgili kararları
kendileri vermedikçe mücadele ve çatışma kaçınılmazdır.
Ama Kopenhag Siyasi Kriterleri’nin tam olarak uygulanması,
birçok sorunun ve bu arada Kürt sorununun çözümünü kolaylaştırır.
Bu nedenle önemlidirler ve hayata geçirilmeleri uğruna
mücadele edilmelidir.
Değerli delegeler,
Kuşkusuz Kürtler açısından
en önemli gelişme, ABD ve müttefiklerinin Saddam rejiminin
yıkımına yolaçan savaşı başlatmalarıdır.
Saddam rejiminin yıkılmasıyla, başta
Kürtler olmak üzere Irak halkları rahat bir nefes aldılar.
Musul ve Kerkük başta olmak üzere tüm Kürt yerleşim
birimleri özgürleşti, Kürtlerin etki alanına girdi.
Geçen dönemde Kürtler açısından
en önemli gelişmeler, birlik yolunda atılan adımlardır.
Güney Kürdistan’da, YNK ve PDK arasındaki barış
sürecinin gelişmesi, her iki örgütün Kürdistan Parlamentosu’nun
birliğini sağlama kararına varması,
ortak hükümet için çaba sarfetmeleri, tüm Kürtler arasında
sevinçle karşılanmış ve bugünkü aşamaya
gelinmesine olumlu katkılarda bulunmuştur.
Başta TC olmak üzere Kürt halkının
tüm yeminli düşmanları yaşanan bu gelişmelerden
rahatsızlar ve Kürtlerin kazanımları ortadan
kaldırmak için her yola başvuruyorlar. Kürtler
arasına nifak sokmak, Kürt şahsiyetlerine karşı
suikast düzenlemek, halkın yoğun olarak bulunduğu
yerlere bombalı suikasta bulunmak vb eylemlerle Güney
Kürdistan’da istikrarsızlık yaratmak istiyorlar.
Sömürgecilerin tüm karşı çıkma ve engellemelerine
karşın ülkemizin bu parçasında kurumsallaşma
giderek gelişiyor ve tüm Kürtler gibi biz de bu gelişmeden
sevinç duyuyoruz.
Hiç kuşku yok ki, Güney’deki bu duruma
sadece konjöktürel gelişmeler yol açmadı. Kanımızca
könjüktürel gelişmeler kadar önemli faktör iki parti
arasındaki birlikti. Bu nedenle kazanımların
korunması ve geliştirilmesi için Kürt yurtsever
güçleri arasındaki birlik ruhu muhafaza edilmelidir
ve her gün biraz daha geliştırilmelidir. Ve biz
Kürtler, bulunduğumuz her ülkede Güney’de oluşan
Kürt Federal Hükumeti’nin korunması ve TC’nin işgalci
zihniyetine karşı tek vücut olarak eylemlerinimizi
sürdürmeli, siyasi ve diplomatik çabalarımızı
arttırmalıyız.
Kuzey Kürdistan’da da birlik konusunda önemli
gelişmeler oldu. Değişik toplumsal kesimlere
ve ideolojilere mensup kişilerin biraraya gelip HAK-PAR’ı
oluşturmaları bunlardan biridir. Birçok Avrupa
ülkesinde aydınların biraraya gelip „Kürt Aydın
İnsiyatifleri“ adı altında örgütlenmeleri
ve daha sonra bunu Avrupa çapında „Kürt İnsiyatifi“
adı altında merkezi bir yapıya kavuşturmaları
bir başka önemli gelişmedir. Yine Avrupa’nın
değişik ülkesinde faaliyet yürüten demokratik
kitle örgütleri, kurum ve kuruluşları biraraya
gelerek DEM-KURD’u kurmaları da birlik konusunda
atılan önemli bir adımdır. Daha sonra PNK-Bakur,
İnsiyatif ve DEMKURD’un biraraya gelerek
kısaca PLATFORM denilen Avrupa Kürt Platformunu
oluşturmaları, bu dönemde yapılan birlik
çalışmasının zirve noktası olmuştur.
Kurulduklarında kitle nezdinde çoşku
yaratan bu birliklerin, kendilerinden beklenen çalışmayı
yaptıklarını söylemek mümkün değil.
Bu nedenle de, kısa sürede, başlangıçdaki
çoşku yerini „acaba bu da eskileri gibi kağıt
üzerinde mi kalacak“ kuşkusuna bırakmıştır.
Bizim inancımıza göre, Platformu
oluşturan tüm örgütler, kurum ve kuruluşlar „acaba
birlik içinde erirmiyim“ korkusunu bir kenara bırakmalı,
samimi ve güven verici bir çalışma içinde olmalıdırlar.
Platforma sahip çıkmak, onu ete kemiğe büründürmek,
aktif ve güçlü bir hale getirmek, Platform üyesi her kesimin
görevleri arasındadır.
Yaşadığımız ülke
olan Almanya’ya gelince: Yaşanan tüm değişikliklere,
yapılan tüm çalışmalara karşın
Federal Almanya hükümeti daha Kürtleri göçmen gurubu olarak
resmen tanımıyor, tanımamakta israr ediyor.
Kürtleri geldikleri ülkelerin vatandaşları olarak
görüyor ve öteki göçmen gruplarına tanımış
olduğu sosyal ve demokratik hakları Kürtlere reva
görmüyor.
Federal Almanya hükümeti bununla da yetinmiyor,
dar ve bencil çıkarları için Kürt ulusal demokratik
mücadelesine karşı duyarsız davranıyor,
ülkemizi işgal eden güçlere ekonomik, politik ve maddi
destek sağlıyor. Federal Almanya hükümetinin son
Irak savaşında almış olduğu tutum,
onun bu konudaki politikasının en somut ve son
örneğini oluşturuyor. Bencil çıkarları
için Kanlı Saddam diktatörlüğünü destekleyen Almanya,
yine aynı çıkarları için Saddam diktatörlüğüne
karşı hiç bir alternativ göstermeden, ABD ve müttefiklerinin
müdahalesine karşı çıktı, çıkmaya
devam ediyor.
Bu ve benzeri gelişmeler gösteriyor ki Kürtlerin Alman
makamlarınca resmen tanınması, Kürtlere yönelik
sosyal danışmanlık hizmeti, radyo ve televizyonda
Kürtçe yayın, Almanya politikasını etkileyecek
lobi oluşturma gibi hedefleri gerçekleştirmek
için mücadele önümüzdeki dönemde de gündemimizde olacak.
Özellikle de Güney’deki gelişmeler, Avrupa politikasında
önemli bir yeri olan Almanya’da lobi çalışmasını
daha yakıcı hale getiriyor. Güney Kürdistan’daki
federal yapının resmiyet kazanması, Kürtlerin
Alman makamlarınca tanınması mücadelesine
katkı sunacaktır.
Değerli delegeler,
İşte iki yılı aşan bir sürede
yaptığımız çalışmaları
yukarıda kısaca belirtmeye çalıştığımız
ortam belirledi. Aşağıda sunduğumuz
raporda da görüleceği gibi, göçmenlik ve göçmenlikten
kaynaklanan sorunlara yönelik çalışmalarımız,
Federal Almanya hükümetine yönelik taleplerimiz için çabalarımız
az. Ve bir göçmen örgütü olarak ağırlıkla
bu konularla ilgilenmemiz gerektiğinin bilincindeyiz.
Ama ülkemizdeki mücadeleye karşı olan görev ve
sorumluluklarımız bu dönemde de ön plana çıktı
ve biz mecburen çalışmalarımızı
ağırlıkla bu alana kaydırdık. Öyle
anlaşılıyor ki önümüzdeki dönem de farklı
olmayacak. Güney’deki gelişmeler, Kuzey Kürdistan’daki
mücadeleyle dayanışma ağırlıkla
göndemimizde yer alacak. Ama biz göçmen örgütü olduğumuzu
unutmadan, göçmenliğin getirdiği sorunlarla uğraşma
görevlerimizi unutmadan bu ikili mücadeleyi gücümüz oranında
ve öteki demokratik, yurtsever kurum ve kuruluşlarla,
yurtsever aydın ve şahsiyetlerle birlikte yürütmeye
çalışacağız. Ki son iki yılda bu
çevrelerle yaptığımız ortak çalışmalar
da kazanılan başarılar önümüzdeki dönemde
de benzeri çalışmaların zeminini oluşturuyor.
Ve biz bu birlikte çalışmadan bir hayli memnunuz.
Bu kısa belirlemelerden sonra çalışmalarımıza
kısaca göz atabiliriz.
Newrozlar,
Bilindiği gibi, son üç yıldır
Newroz kutlamaları dört parçadan örgütlerin oluşturduğu
HEVKARİ tarafından düzenleniyor. 2002 ve
2003’de Wuppertal’de düzenlenen merkezi kutlamaların
hazırlanmasında, bilet satışında
yardımcı olduk.
„Sanatçı’na Sahip Çık“ Kampanyası,
15.03.2003 tarihinde Berlin’de yapılan
Newrozda, Apocular geceye saldırdılar sahnedeki
Şıvan Perwer’in sazını kırdılar.
Bunun üzerine „Sanatçına sahip çık“ adı altında
Kürtçe ve Türkçe bir metin hazırlayıp, ulaşabildiğimiz
heryere, hekese ve internet sitelerine ilettik. Hazırladığımız
metinde olaya kısaca değiniliyor ve kitlelerden
e-mail, faks ve telefon yoluyla Şıvan’a desteklerini
bildirmeleri talep ediliyordu. Bu sahiplenme kamuoyunda
olumlu bir yankı buldu.
Güney Kürdistanla Dayanışma
Kampanyası
2002 yılı ekiminde, Güney Kürdistan’da,
tüm Kürtlerı sevince boğan bazı gelişmeler
yaşandı. KDP ve YNK arasında barış
anlaşması imzalandı. Ardından ortak
parlementonun yeniden açılması gündeme geldi.
Ülkemizin bu parçasındaki olumlu gelişmelerden,
başta sömürgeci Türk devleti olmak üzere Irak, İran
ve Suriye devletleri rahatsız oldular, gelişmeleri
bağımsız bir Kürt devletinin adımları
olarak değerlendirdiler ve bağımsız
bir Kürt devletinin kurulmasına asla müsaade etmeyeceklerini
beyan ettiler. Türkiye daha da ileri giderek bağımsız
bir Kürt devletini savaş nedeni sayacağını
ilan etti.
KOMKAR olarak her iki parti arasında
yapılan anlaşmayı ve ortak parlamentonun
yeniden açılmasını destekleme,
gelişmelerden rahatsız olan sömürgecilere yanıt
verme amacıyla, 2002 yılı aralık ayı
başlarında, imza kampanyası başlattık.
İlk imzacıları araştırmacı
ve yazar M. Emin Bozarslan, yazarlar Malmisanij ve Munzur
Çem, İsveç Kürt Federasyonu Başkanı Keya
İzol, Kürt Pen Başkanı Zerdest Haco, KOMKAR
Genel Başkanı Fettah Timar, DBP eski Genel başkanı
ve yazar Yılmaz Çamlıbel, eski parlementer ve
yazar Mahmut Kılınç, Yüksekova eski belediye başkanı
ve yazar Nejdet Buldan, Şıvan Perwer ve şair
Eskere Boyik olan metni, örgüt adına yazdığımız
ek mektupla, Avrupa’da yaşıyan ve bizim ulaşabildiğimiz
doktor, yazar, sanatçı, öğretmen, avukat vb. Kürtlere
imzalamaları amacıyla ilettik. Kısa sürede
(15-20 gün) bahsedilen çevreden 150’ye yakın imza toplandı
ve toplanan imzalar ek bir mektupla Mesut Barzani ve Celal
Talabani’ye iletildi. Yurtsever Kürt aydın, sanatçı
ve politikacılarıyla yürüttüğümüz bu ortak
kampanya kamuoyunda olumlu bir tepki aldı. Bu kampanya
sayesinde birçok Kürt entellektüeli ile ilişki kurma
olanağını yakaladık, ki bu ilişkiler
bugün de gelişerek devam etmektedir.
Kürt Dili Konferansı,
İki kongre arasında yaptığımız
en önemli çalışmalardan biri de 28-29 Eylül 2002
tarihinde, Köln’de gerçekleştirdiğimiz „Kürt Dili
Konferansı“ydı. İki gün boyunca büyük bir
ilgiyle izlenen konferansta, araştırmacı,
yazar M. Emin Bozarslan, Dr. İlhan Kızılhan,
Kürt Pen Başkanı Zerdeşt Haco, Kürt dili
üzerinde çalışma yapan Serdar Barak ve ve IMK
Başkanı Sertaç Bucak değişik alanlara
yönelik konuşmalar yaptılar. Kamuoyunda iyi bir
izlenim bırakan konferansda yapılan konuşmaları
döküman olarak basıp dağıtacağız.
Dizgisi biten döküman yakında baskıya verilecek.
Ödül Törenleri,
17. kongremizde yapılan bir öneri üzerine,
her yıl Kürt diline, sanat ve edebiyatına, kürdolojinin
gelişmesine katkıda bulunan kişilere sükran
plaketleri vermeyi kararlaştırdık. İlk
plaket, 2001 yılının AB tarafından „Diller
Yılı“ olarak ilan edilmesi nedeniyle, Kürt dili
ve edebiyatına önemli katkılar sunan tanınmış
Kürt yazarı M. Emin Bozarslan’a, 21 Ekim 2001 tarihinde,
Wuppertal’de yapılan bir törenle verildi.
Genç yaşta kaybettiğimiz Kürt ressamı
Kurday’ın anısına atfettiğimiz ikinci
şükran plaketleri, 27 Eylül 2002 tarihinde, Köln’de
yapılan bir törenle, kürdolojiye katkılarından
dolayı araştırmacı, yazar Mehmet Bayrak’a,
Kürt dilinin gelişmesine katkılarından dolayı
araştırmacı yazar Malmısanıj’e,
Kürt sanatına katkılarından dolayı ressam
Haşim Saydan’a, Kürt müziğine katkıları
nedeniyle Şıvan Perwer’e verildi.
Ölümsüz lider Mela Mustafa Barzaniyle ünlü
ozan Cegerxwin’in 100. yıldönümleriyle, 10 yılında
Sıvas katliamı kurbanlarına adadığımız
bu yılki şükran plaketleri, Kürt tarihiyle ilgili
araştırmaları nedeniyle Şakro Xıdo’ya,
Kürt dili edebiyatına katkılarından dolayı
Munzur Çem ve Eskere Boyik’e, Kürt müziği alanındaki
çalışmalarından dolayı Dılşad
Said’e, Kürt müziğine katkıları ve Sıvas
katliamı kurbanları anısına Hasret Gültekin’e,
21 eylül 2003 tarihinde Wuppertal’de yapılan törenle
verildi.
Kürt kamuoyunda olumlu bir intiba bırakan
şükran plaketleri vermeyi gelenekselleştirmek
istiyoruz. Arzumuz plaket verilecek kişilerin bir ekip
tarafından belirlenmesi. Ama ekibi oluşturmak,
onların toplantı yapmalarını sağlamak,
şu an mümkün görünmüyor. Bu, biraz da DEMKURD’un çalışmalarına,
ete kemiğe bürünmesine bağlı. Biz kendi acımızdan
sözkonusu ekibin oluşması için çaba sarfedeceğiz.
Anadilde Eğitim Kampanyası,
2001 yılı sonlarında, Türkiye’nin
bazı üniversitelerinde okuyan Kürt öğrencileri
okullarda Kürtçe’nin okutulması için dilekçe verme
kampanyası başlatmışlardı. Devletin
bu dilekçelere tepkisi çok sert oldu, birçok Kürt öğrenci
üniversitelerden uzaklaştırıldı, hapse
atıldı, haklarında davalar açıldı.
Öğrencilerin talebleri bazı eksiklikleri barındırmasına
karşın, onlara destek vermek amacıyla uluslararası
bir kampanya başlatmayı kararlaştırdık.
Genel Başkanımızın, M.Emin Bozarslan’ın,
Şıvan Perwer’in, ünlü Hollandalı araştırmacı
Martin van Buruinsen’in, Danimarkalı dil uzmanı
Prof. Stuve Kangas ile Kürt halkının dostu Bayan
Mittarand’ın ilk imzacıları olduğu ve
Türkiye Cumhurbaşkanına, Başbakanına
ve Meclis Başkanına yönelik olarak yazılan
ve Kürt dili ve kültürü üzerindeki yasakların kaldırılmasını
talep eden bir mektup, binlerce kurum ve kişiye gönderildi.
Başlangıcda olumlu bir hava yaratan bu kampanyamız,
süresi uzadıkca etkisini yitirmeye başladı.
Sürenin uzaması sadece bizden kaynaklanmadı. Toplanan
imzaların oluşturulacak bir heyet tarafından
Ankara’da ilgililere ulaştırılmasını
planlamıştık. Heyetin oluşturulması
konusunda bazı girişimlerimiz de oldu, ama Ezilen
Halklar Örgütü’nün önerisi üzerine heyeti göndermeyi erteledik.
Neticede toplanan 500’e yakın tanınmış
kişi, parlamenter, sendikacı, yazar ve kurumdan
alınan destek imzaları yazılan ek bir mektupla
ilgili kişilere gönderildi. Bu kampanya sürecinde bazı
ülkelerin parlamenterleri ile ilişki kurma olanağını
yakaladık. Ayrıca birimlerimizin ve kardeş
derneklerimizin de kampanyaya yeterli ilgiyi gösterdiklerini
söylemek mümkün değil.
Bu kampanyanın bize öğrettiği
en büyük ders, böylesi kampanyaların kısa sürede
tamamlanması gereğidir. Süre uzadıkca olayın
sıcaklığı kayboluyor, yürütülen kampanya
ise gerekli etkiyi gösteremiyor.
Eylemler
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olması
konusunda başlatılan müzakere sürecinde, halkımızın
taleplerini dile getirmek, bu amaçla kamuoyu oluşturmak
icin, “Kürtler Bir Halktır, Görmezlikten Gelinemez“
şiyarı altında, 29 Eylül 2001 tarihinde,
Köln’de merkezi bir yürüyüş düzenleme kararı aldık.
Tüm hazırlıklar bitmesine karşın, 11
Eylül 2001 tarihinde Newyork’daki ikiz kulelere yönelik
yapılan saldırılardan dolayı, bir hafta
kala, olumsuzluğa yolaçmaması için eylemi iptal
ettik. İptal kararımızı yaptığımız
bir açıklama ile kamuoyuna duyurduk.
Eylül ve Ekim 2001 tarihlerinde, desteklediğimiz
Kuzey Kürdistan Ulusal Platformu tarafından kaleme
alınan, „Kürt Deklerasyonu“nun çevirisinde, dağıtımında
görev aldık.
Köln ve Bürüksel Mitingleri,
Türk ordusunun, Güney Kürdistana yönelik,
olası bir saldırısına ve işgaline
karşı, Avrupa’nın birçok kentinde protesto
eylemleri gerçekleştirildi. KOMKAR’ın, çağrısı
üzerine Köln’de faaliyet yürüten Komel ve Kürt Alman Dostluk
Derneği ile birlikte 1 Mart 2003 tarihinde, Domm Kilisesi
önünde bir miting düzenlendik. Kısa süre içerisinde
hazırlanan mitinge, Kürdistan’ın dört parçasından
1000 dolayında yurtsever insanımız katılarak
sömürgeci Türk devletini protesto etti.
Yine sömürgeci Türk devletinin işgal
heveslerine karşı, Kürdistan’ın dört parçasından
yurtsever Kürt partileri, 8 Mart 2003 tarihinde, Brüksel’de,
Avrupa Birliği binası önünde bir miting düzenlediler.
KOMKAR olarak, bu mitingin organizasyon ve teknik hazırlıklarının
tümünü üstlendik. Ayrıca bu eyleme kitle katılımı
için yoğun bir çalışma yaptık. Miting
bir hafta gibi kısa sürede örgütlenmesine rağmen,
10 bine yakın kişi katıldı, mitingde
büyük bir çoşku yaşandı. Bu mitingle görüldü
ki, hangi parçadan olursa olsun Kürt insanı ulusal
kazanımlarını korumak için yekvucut oluyor
ve sömürgecilere karşı sesini yükseltiyor.
Kanlı Saddam rejiminin yıkılışı,
başta Kerkük, Musul olmak üzere Güney Kürdistan’da,
Baas rejiminin kontrolü altındaki tüm şehirlerin
kurtulması yurtdışında yaşayan
Kürtler arasında büyük bir çoşku yarattı.
Ülkede olduğu gibi, yurtdışında da Kürtler,
Saddam rejiminin yıkılışını
şenliklerle kutladılar. Bu anlamda KOMKAR olarak,
Kürt-Alman Dostluk Derneği ve KOMEL birlikte, Köln-Ebertplatz’da
bir şenlik düzenledik, davul-zurna eşliğinde
kurtuluş sevincini yaşadık.
Güney Kürdistana Yönelik Maddi Kampanya,
Güney Kürdistan’da yaşanan 91 göçü halen
hepimizin belleğinde. Müttefik güçlerin Saddam rejimine
karşı başlattığı savaşta,
yaşanması muhtemel 91 benzeri göçe hazırlıklı
olmak amacıyla geniş bir kampanya açma kararına
vardık. Ezilen Halklar Örgütü’ (Gfbv)’ne, Dortmun’da
çalışma yürüten „Dortmunder Helfen Kurden“e, Berlin’de
bulunan HEVİ’ye İMK’ya ortak kampanya yürütme
önerisi götürdük. Önerimiz kabul gördü, HEVİ ve Dortmunder
Helfen Kurden kuruluşlarının konto numaralarını
veren ve kampanyanın içeğini açıklayan ortak
bir bildiri çıkartıldı, makbuzlar basıldı.
Kampanya metni internet sayfalarına gönderildi ve bazı
sayfalar metne yer verdiler. Neyse ki savaş uzun sürmedi
ve Kürt halkı o manzaraları yaşamadı.
Açılan kampanyayı yeniden değerlendirdik
ve Dortmunder Helfen Kurden ile HEVİ derneğinin
öteden beri yardım kurumları olarak faaliyet yürüttüklerini
gözönüne alarak kampanyanın devam etmesine karar verdik.
Frankfurt ve 1. Kürt Kitap Fuarı
Bilindiği gibi, her yıl eylül ayında
Frankfurt’da uluslararası kitap fuarı yapılıyor.
Deng yayınlarıyla birlikte 2001 ve 2002 yıllarında
Frankfurt Kitap Fuarına katılarak kitaplarımızı
sergiledik.
Büyük Kürt şairi Cegerxwin’in 100. doğum
yıldönümü nedeniyle kendisine atfettiğimiz „Cegerxwin
1. Kürt Kitap Fuarı“nı 6-7-8 Haziran 2003 tarihlerinde
Köln kentinde gerçekleştirdik. Fuara 20 cıvarında
Kürt yayınevi katıldı. Fuarın birinci
günü yemekli, müzikli ve yaklaşık 300’e yakın
davetlinin katılımıyla açılış
yapıldı. İkinci ve üçüncü günleri ise yazarlar
Eskere Boyik, Hüseyin Habaş ve Nazif Telek’in sohbet
ve toplantıları gerçekleştirildi. 1500 civarında
kişinin ziyaret ettiği fuarın açılışında
KOMKAR adına Genel Başkanımız Fettah
Timar, Hak ve Özgürlükler Partisi Genel Başkanı
A. Melik Fırat, Apec yayınevi sahibi Ali Çiftçi,
Kürt Pen Başkanı Zerdeşt Haco, birer konuşma
yaptılar. Kamuoyunda geniş bir yankı bulan
fuarın, ilk olması nedeniyle bazı eksiklikleri
de oldu. Fuarı ziyaret edenler fuarın heryıl
yapılmasını istediler, renkli ve canlı
geçmesi için bazı somut önerilerde bulundular. Daha
sonra toplanan GYK, fuarın gelenekselleşmesi için
heryıl Köln’de yapılmasını karar altına
aldı.
Fuarın açılışından
yaklaşık 20 gün önce TC Köln Konsolos yardımcısı
bayan fuarın yapıldığı yerin yetkililerine
resmi bir mektup yazıp fuar hakkında bilgi istemesi
üzerine, Almanca, Kürtçe ve Türkçe bildiri çıkartıp
kamuoyunu bilgilendirdik ve onlardan fuara sahip çıkmalarını
istedik. Bildirimiz birçok internet sitesinde yer aldı,
kürt yazar ve aydınları telefon, faks, e-mail
yoluyla bizimle dayanışma içinde oldukların
dile getirdiler. Bunlardan APEC Yayınevi sahibi Ali
Çiftçi, Nudem Yayınevi sahibi ve yazar Fırat Cewheri,
yazarlar Laleş Qaso ve Zınare Xamo ile SARA Yetkilisi
Cano Goran İsveç’ten gelerek bizzat fuara katılıp
dayanışmalarını gösterdiler, ki kendilerine
birkez daha teşekkür ediyoruz.
Kürt Kadın Festivali,
KOMJIN, KOMKAR ve Hevalti Bottrop ve IKV-Wuppertal
tarafından 20-21-22 Haziran tarihlerinde Wuppertal’da
üç gün süren 1. Kürt Kadın Festivali
yapıldı. Festivalde ağırlıklı
olarak kadınlara uygulanan şiddet ele alındı.
Festival çerçevesinde paneller yapıldı, şiirler
okundu, müzik programları yapıldı, Kürt halk
oyunları sergilendi, Bilge Acar’ın tabloları
ve Kürt kadın giysileriyle el dokuması kilim sergisi
açıldı. Ayrıca Bilge Acar kitabından
parçalar okudu. İlk olmasına rağmen başarılı
geçen festival çalışmalarının %90 nı
bayan arkadaşlar tarafından gerçekleştirildi.
Böylesine başarılı bir çalışma
yaptıklar için KOMKAR-GYK olarak KOMJIN’a bir mektup
göndererek kendilerini kutladık, festivalin heryıl
yapılmasını önerdik.
DEMKURD’un Oluşumu,
İki kongre arasında en çok zaman
ayırdığımız çalışmalardan
biri de, Avrupa’daki Kürt demokratik kurum ve kuruluşlar
arasında koordinasyon sağlamaya yönelikti. Bu
süre içerisinde yapılan dört toplantı, ve sayısız
yazışma sonunda kısa adı DEM-KURD Avrupa
Kürt Dernekleri Koordinasyon Komitesi oluşturuldu.
Bu koordinasyonun oluşması için
Wuupertal’de yapılan toplantıya katıldıktan
sonra, Londra’ya dönerlerken Belçika’da geçirdikleri trafik
kazası sonucu hayatlarını kaybeden seçkin
ve genç iki arkadaşımızı, Serdar ve
Vedat’ı yitirdik. Burada her iki arkadaşımızı
birkez daha saygıyla anıyoruz.
Konferas ve Seminerler,
İki kongre arasında bir çok
birimimizde eşzamanlı konferans ve seminerler
düzenledik. Bunlardan bazıları şunlardır
: Tarihteki İlk Türkçe Ansiklopedide Kürtler ve Kürdistan;
Anadil, Ulusal Kimlik ve Kişiliğe etkisi; Kemalizm;
Yezidilik, Irak Savaşı ve Olası gelişmeler;
Lozan Anlaşması’nın 80. Yıldönümü nedeniyle “Lozan’dan Avrupa Birliği’ne kürt Sorunu”
seminerleri, ku bu sonuncusu kongremizden sonra da devam
edecek.
Konferansları verecek kişileri
tesbit ederken konunun uzmanı veya en azından
konu hakkında yeterli bilgi sahibi olan kişileri
ön planda tuttuk. Hem konferans ve seminerler esnasında,
hem Güney Kürdistan’a yönelik kampanyalarda ve hem de şükran
plaketi verme eylemlerinde birhayli yurtsever aydın
ve politikacıyla birlikte çalıştık.
Onlarla varolan ilişkilerimiz gelişti, birbirimizi
daha yakından tanıdık. Bu insanlar hiçbir
beklenti içinde olmadan kendilerine uzak olan yerlere gidip
konferans ve seminerler verdiler. GYK olarak kendilerine
birkez daha teşekkür ediyoruz.
Büyük emek ve çaba ile hazırlanan bu
ektinliklere katılım konusunda yeterli çalışmanın
yapıldığını söylemek mümkün değil.
Bazı birimlerimiz katılım konusunda iyi çalışma
yaparlarken bazıları gerekli duyarlılığı
göstermediler. Önümüzdeki dönemde de yapmayı düşündüğümüz
panel, konferans, seminer ve benzeri etkinlikler, ancak
yeterli katılım olursa bir anlam ifade ederler.
Bu nedenle hazırlık kadar katılımı
sağlamak da önemlidir. Tüm birimlerimiz bu konuda daha
duyarlı olmalıdırlar.
Dış İlişkiler Alanında
yapılan Çalışmalar ,
Dışilişkiler alanında
yaptığımız bazı çalışmalar
şöyle:
- Ekim 2001 ayı sonunda Almanya’yı
ziyaret eden Başbakan Yardımcısı Mesut
Yılmaz ile yapılacak görüşmelerde gözönünde
bulundurmasını ve dile getirmesini istediğimiz
taleplerimizi 3 sayfalık bir mektub halinde Federal
Başbakan Gerhard Schröder’e ilettik.
- Türkiye’den gelen Göçmenlerin 40. Yıl’ı
dolayısıyla Kuzey Ren Westfalya Eyaleti Meclis
Başkanı tarafından, 29 Ekim 2001 tarihinde
düzenlenen kokteyle katıldık. Bu kokteylde Meclis
Başkanı ve Çalışma ve Sosyal İşler
Bakanıyla görüşüldü ve beklentilerimiz ve taleplerimiz
sözlü ve yazılı olarak kendilerine sunuldu..
- PDS’in 2-4 Kasım 2002 tarihinlerinde
Berlin’de düzenlediği Avrupa Birliği ve Türkiye
konulu konferansa örgütümüzü temsilen Genel Başkan
katıldı, konuya ilişkin görüşlerimizi
içeren bir konuşma yaptı.
- Sadam rejimine karşı savaş
konusunda Almanya hükümetinin tavrı biliniyordu. Hükümet
ortağı SPD bünyesinde kurulmuş olan “Türkiye
ve Kürtler Komisyonu”, Saddam rejimine yönelik savaş
konusunda Almanya’daki Kürtlerin görüşlerini öğrenmek
amacıyla iki toplantı düzenledi. Her iki toplantıya
GYK üyemiz Çiller katıldı, sorumlulara Kürt tarafının
taleplerini içeren bir dosya iletti.
Gençlik Çalışması,
MYK’de, NRW eyaletinde, gençlerimiz arasında
daha sıkı ilişkiler kurulması için,
belli aralıklarla gençlerin biraraya gelip toplanmasını
sağlama kararı aldık. Bu toplantılara
her defasında bir derneğin gençleri ev sahipliği
yapacak. İlk toplantı 7-8 Aralık 2002 tarihinde
Bottrop’da 25 gencin katılımıyla yapıldı.
Bu toplantıda Kürt gençliğinin sorunları
ve Almanya’da uyum sorunu tartışıldı.
İkinci toplantı ise 21-22 Haziran 2003 tarihinde
Duisburg’da gerçekleştirildi, ağırlıkda
kültür konusu işlendi.
Yayın İBK ve Takvim,
Bu süre içinde 2002 ve 2003 yılı
takvimleri çıkarıldı. 2003 yılı
takvimini ayrı bir formatla yaptık ve resim olarak
Kürt Gravürleri kullandık.
İBK’yı yayınlama konusundaki
zorluklarımız devam ediyor. Düzenli olarak çıkarma
amacıyla yeni görevlendirmer yapıldı. Bundan
böyle İBK’yı sadece Almanca değil, Türkçe
ve Kürtçe olarak da çıkaracak, çalışmalarımıza
yer verip başta tabanımız olmak üzere kamuoyunu
çalışmalarımız konusunda bilgilendireceğiz.
Bu dönemde Kürt bayraklarını yeniden
bastırdık. Ayrıca Kürt bayrağı
rozeti çıkardık
Dağıtımını üstlendiğimiz
onlarca yeni kitabı yayın kataloğumuzun içine
aldık. Şunu açıklıkla söyleyebiliriz
ki Avrupa’da, çok çeşitli yayınları en geniş
şekilde dağıtan birkaç örgütten biriyiz.
Diğer Çalışmalar,
Davet edildiğimiz anma toplantılar,
kutlama geceleri ve taziyelere katıldık, mesaj
ilettik. Bunlardan bazıları şöyle:
- Güney Kürdistan da bir suikast sonucu ödürülen
Fransuva Hariri’ için Bonn’da düzenlenen anma toplantısına
katıldık ve başsağlığı
mesajımızı ilettik.
- YNK yöneticisi ve bir dönem Kürdistan Bölgesel
Hükümeti’nin Başbakanı olan Kosret Resul’un oğlunun
ölümü nedeniye Bonn’da düzenlenen taziye toplantısına
katılarak başsağlığı mesajımızı
sunduk.
- F.Almanya eski Başbakanı Helmut
Kol’ün eşinin ve Köln Belediye Başkanı’nın
oğlunun ölümünden dolayı başsağlıği
mesajları gönderildi. Köln Belediye Başkanı
gönderdiği mektupda, teşekkür etti ve bizi 40.
gün toplantısına davet etti.
- 3 Kasm 2001 tarihinde başından
beri destek verdiğimiz Birnebun çevresinin kurmuş
olduğu, Komele Zıman û Kultura Anatoliya Navin
‘in kuruluş kongresine katıldık ve dayanışma
mesajı sunduk.
- 2003 Mayısında, Bingöl’de meydana
gelen depremde, yüzlerce kişi yaşamını
yitirdi, binlercesi ise evsiz barksız kaldı. Depremzedelere
yardım amacıyla Bingöllü belli çevrelerin düzenledikleri
dayanışma gecesine destek olduk, bu gecenin biletlerinin
satışında aktif görev aldık.
- 16 Ağustos 2003’de, KDP-Irak’ın
57 yıldönümü nedeniyle Köln’de düzenlenen geceye katıldık,
mesaj sunduk.
|