|
Yaşasın 1 Mayıs!
Şikagolu emekçilerin „sekiz saatlik
işgünü“ talebini yükselttikleri direnişin üzerinden
122 yıl geçti. Bu direnişte onlarca işçi öldü,
yüzlercesi yaralandı. Direnişin ardından 7
işçi önderi hakkında ölüm cezası kararı
verildi ve bunlardan dördü idam edildi. Direniş ve ödürülen
emekçilerin anısına 1 Mayıs „İşçi
Sınıfının Uluslararası Birlik, Dayanışma
ve Mücadele Günü“ olarak ilan edildi.
1 Mayıs birçok ülkede işçi ve
emekçi örgütleri tarafından bir bayram günü olarak, barış
içinde kutlanıyor. İşçi ve emkçilerin talep
ve mücadeleleri en üst seviyede dile getiriliyor.
Almanya´da da, birçok Avrupa ülkesinde
olduğu gibi, emekçiler açısından süreç olumsuz
bir seyir izliyor. İşsizlik oranı sürekli artıyor.
Sermaye sınıfı, emeçilerin sosyal haklarında
kısıtlamalara gitmek amacıyla var gücüyle çaba
sarfediyor. Yoksul çocuklar kaliteli bir eğitim olanağından
yoksunlar. Kadınlar yaşamın tüm alanlarında
hala baskı altındalar, toplumsal ve ekonomik yaşama
katılma olanağından yeterince yararlanamıyorlar.
Bu da toplumda varolan eşitsizliklerin tehlikeli noktalara
tırmanmasına neden oluyor.
Bu durum, Kürtlerin de bir parçasını
oluşturdukları Avrupa ülkelerindeki yabancılar
üzerinde olumsuz bir etkide bulunuyor. Çocuklar da dahil,
bir bütün olarak yabancılar çok yönlü saldırılarla
karşı karşıyalar. Neo-Nazi saldırıları,
ev yakmalar ve benzeri olaylar, yabancılar açısından
yaşamın bir parçası haline gelmiş bulunuyor.
Öte yandan, dünya çapında ve dolayısıyla
işçilerin durumlarında gözle görülür değişiklikler
yaşansa da, ne yazık ki, sömürü, soygun, talan,
savaş ve çatışmalar bugün de devam ediyor.
Dünyanın kimi bölgelerinde, özellikle de Ortadoğu´da
gözyaşı, kan kokusu ve ölümün sesi bugün de en yüksek
perdeden duyuluyor.
Özellikle de ülkemiz Kürdistan, hala da
düşman çizmeleri altında inliyor. Kürt halkı
bugün de temel insani ve ulusal haklarından yoksun. Kürdistanlı
işçi ve köylüler, kirli savaş nedeniyle ata topraklarından
koparılmış, ülkemizin büyük kentleriyle Batı
metropollerinin varoşlarında yaşamak zorunda
bırakılmış durumdalar. 7 yaşındaki
çocuklar, evin geçimini sağlamak amacıyla sokaklarda
kağıt mendil satıyor. Türk devletinin Kürdistan´da
yürüttüğü kirli savaş, Kürt literatürüne yeni bir
kelime ekledi: „Sokakta Yaşayan Çocuklar.“ Yokluk, yokslluk
ve çaresizlik bu çocukları mafya çetelerinin tuzağına
çekiyor, onları mafyanın tetikçileri, „tinerciler“
konumuna düşürüyor.
Özetle, her ne kadar ülkemizin bir parçası
özgür olsa da, Kürdistan´ın üç parçasında durum,
halkımız, özellikle de Küristanlı işçi
ve emekçiler açısından dünden daha iyi değil.
Bu nedenle, özellikle de Kürdistanlı emekçiler için barış
bugün ekmek-su kadar gereklidir. Öncelikle Kürt halkına
karşı sürdürülen bu kirli savaş bir an önce
sona erdirilmelidir.
-
Batılı devletler, özellikle Almanya´ya çağrı
yapıyoruz; yabancılara yönelik saldırıların
engellenmesi için daha çok çaba harcayın. Kürtler de
dahil, tüm yabancıların Alman toplumuna entegre
olabilmeleri için seferber olun. Kürtleri halk olarak resmi
düzeyde tanıyın.
-
Toplumsal çelişkilerin tehlikeli boyutlar kazanmaması
için işiz sayısı azaltılmalı, yeni
işyerlerinin açılması teşvik edilmelidir.
-
Eğitim alanındaki eşitsizlik ortadan kaldırılmalı,
Alman ya da yabancı, tüm çocukların yetenekleri
doğrultusunda eğitim alabilmeleri sağlanmalıdır.
-
Uluslararası ve Alman kurum ve kuruluşlar Kürt halkının
barış ve özgürlük mücadelesine destek vermeli, sömürgeci
devletlerin Kürt halkı üzerinde sürdürdükleri kirli savaşın
son bulması için kendi devletleri üzerinde kamuoyu baskısı
oluşturmalıdırlar.
-
Yaşasın emekçilerin sömürüye karşı mücadelesi!
-
Yaşasın işçilerin uluslararası birlik,
dayanışma ve mücadele günü!
-
Yaşasın 1 Mayıs!
01.05.2008
Kürdistan Dernekleri
Birliği-KOMKAR
|