Kurdistan Dernekleri Birligi

Pêwendî / ilişki
Rojev / Gündem
Belavok /Bildiri
Weşan /Yayin
Ji arşîvê
Galeriya wêneyan

E-mail
Deutsch

 

 

 

   
 

Türkiye AB’ne üye olduğunda Kürtler ne kaybedecek, ne kazanacak?

Beko Topgider

Türkiye’nin AB üyeliği konusunda hem Türk hem de Kürt kamoyunda farklı görüşler var. Bu konuda biz Kürtler cephesinde  üç ayrı görüş mevcut: Kanımca bu üç farklı yaklaşımın Kürt kamoyunca iyi anlaşılması gerekir.

Bir görüş, Türkiye´nin AB’ne şartsız üye olmasını istemektedir. Türkiye üye olursa AB Kürt sorununu çözer, denilmektedir.

Diğer bir görüşe göre ise, Türkiye Kopenhag Kriterleri´ni yerine getirmesi halinde birliğe üye edilmelidir. Yani Türkiye bu kriterleri tümüyle yerine getirdiğinde üye olmalı, denilmektedir. Bu görüşe göre, Kopenhag Kriterleri uygulandığında  Kürt sorunu çözülmez, ancak çözümü kolaylaştırır.

Bazı kesimler ise Türkiye’nin AB’ne üye olması halinde Kürt sorununun çözümünün daha da zorlaşacağını ve karmaşık bir hal alacağını düşünmektedir.

Birliği oluşturan ülkeler kendileri için kimi kriterler ve ilkeler belirlemişler ve üyelik başvurusu yapan ülkelerin de, bu ilke ve kriterleri yerine getirmeleri halinde birliğe üye olabileceklerini belirtmektedirler

Türkiye´de, özellikle Türkiye’nin birliğe üye olmasını istemeyen çevreler, sanki AB ülkelerinin özel olarak  Türkiye için bu kriterleri icat ettiğini iddia  etmekte ve „bu kriterler Türkiye´nin birlik ve bütünlüğünü bozmak için oluşturulmuş“ demektedirler.

Bu farklı yaklaşımlardan hangisinin daha gereçekçi olduğunu tespit etmek için, öncelikle Türkiye´nin AB’ne üye olduğunda, günümüz  Türkiye’sinde ne gibi değişiklikler olacağına  bakmakta yarar var.

Öncelikle Türkiye birliğe üye olmak için Kopenhag Kriterleri´ni tümüyle yerine getirmelidir. Bu kriterlerin en önemlileri şunlardır:

- Düşünce, örgütlenme, basın, inanç, insan hakları vb. konularda Avrupa Birliği ülkelerinde  uygulanan standartların yerine getirilmesi şarttır.

- Günümüz dünyasında ekonomik, siyasal, kültürel, sosyal alanlarda en  gelişmiş çağdaş ülkelerin başında AB üyesi ülkeler gelmektedir. Türkiye bu alanlarda da bu ülkelerin seviyesine ulaşmalıdır.

- Türkiye AB´ne üye olduğunda, generaller bugünkü gibi canları sıkıldıkça sağa-sola tehdit savuramayacak. Onların görev ve sorumlulukları sınırlandırılmış olacak. Çarşı-pazarda askeri araçlar dolaşamayacaktır. Yine, JİTEM vb. terör ve kontra örgütler olmayacaktır. Bundandır ki generaller ve derin devlet Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkmaktadır.

Biz Kürtler için ise şu olumlu gelişmeler olacak: Avrupa standartlarına göre örgütlenebileceğiz, siyasi parti, sivil toplum  kurumları oluşturabileceğiz ve kimse „siz bunları oluşturamazsınız“ diyemeyecektir. Yine  kimse, çıkardığımız gazete, dergi ve kitaplarımızı yasaklayamayacaktır. Miting, yürüyüş ve toplantılarımızı daha özgürce yapma olanağı olacak. Böylelikle kitlelere daha rahat ulaşma olanağı elde etmiş olacağız. Kürt ve Kürdistan sözcüklerini telaffuz ettiğimizde, kimse „siz niye bu sözcükleri kulanıyorsunuz, bunlar yasaktır“ deyip, bizleri zindana atamayacak.

Kısacası kimse „Türkiye AB’ne girdiğinde Kürt sorunu çözülür“ hayalinde olmamalıdır. Ulusal sorun büyük bir sorundur.  

Biz, „Türkiye AB´ne üye olduğunda Kürt sorunu çözülür“ ya da  Türkiye şartsız üyeliğe alınsın demiyoruz. Diyoruz ki, Kopenhag Kriterleri yerine getirilmeli, Türkiye ondan sonra üyeliğe alınmalıdır.

Görüldüğü gibi, Türkiye Kopenhag Krtiterlerini yerine getirdiğinde ve uyguladığında biz Kürtler bir çok alanda nefes almış olacağız. O zaman biz Kürtlerin kaybı değil, kazanımları olacaktır.

 

Verband der Vereine aus Kurdistan Bunsenstr. 7 D-51145 Köln
Tel.: 02203-93517-0 Fax: 02203-31126

vegere serê malperê
© 2003 Komkar