|

Kürt Örgütleri´nden BM Güvenlik Konseyi Başkanlığı´na
mektup:
"Türk Devleti´nin üyeliğine onay vermeyin!"
Avrupa çapında faaliyetlerini sürdüren demokratik Kürt
örgütleri, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi
Başkanlığı´na yazdıkları bir
mektupla, Türk Devleti´nin üyelik başvurusunu desteklememelerini
istedi. KOMKAR´ın girişimleri sonucu 18 Kürt örgütü
tarafından, İngilizce, Almanca, Kürtçe ve Türkçe
olmak üzere 4 dilde hazırlanan mektup, BM Güvenlik Konseyi
Başkanlığı´nın yanı sıra,
Avrupa ülkeleri dişişleri bakanlıkları
ile AB üyesi parlamenterlere de gönderildi.
Bilindiği gibi Türkiye, BM Güvenlik Konseyi üyelik başvurusu
için ABD, Avrupa ve Arap devletleri nezdinde kulis faliyetlerinde
bulunuyor.
Kürt örgütlerinin mektubu aşağıdaki gibidir:
„Birleşmiş Milletler Güvenlik
Konseyi Dönem Başkan Sayın Michel Kafando,
Sayın Başkan,
Alınan bilgilere göre Türkiye, Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyi üyeliğine seçilmek için, başvuru
hazırlığı yapmaktadır. Bu nedenle,
Amerika, Arap ülkeleri ve AB üyesi ülkeler arasında yoğun
bir kulis faaliyeti başlatmış bulunmaktadır.
Siyasal alanda Birleşmiş Milletler’in
yürütme organı olarak işlev gören BM Güvenlik Koseyi´nin
görevleri şöyle belirlenmiştir:
- Birleşmiş Milletler'in amaç ve
ilkelerine uygun biçimde barış ve güvenliği
korumak.
- Uluslararası bir anlaşmazlığa
yol açabilecek her türlü çekişmeli durumu soruşturmak.
- Uluslararasında çekişmeli konularda
anlaşma koşullarını önermek.
- Silahlanmayı denetleyecek planlar hazırlamak.
- Barışa karşı bir tehlike
veya saldırı olup olmadığını
araştırarak, izlenecek yolu önermek.
- Saldırganlara karşı askeri
birlikler kurarak önlemler almak.
Bizler, aşağıda isimleri bulunan
kurumlar olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti´nin bu önemli
görevleri yerine getirebileceği inancında değiliz.
TC Devleti kuruluşundan bu yana, vatandaşı
olan 25 milyon Kürdün varlığını ret ve
inkar etmiştir. Kürtleri yok saymış ve yok
etmeye kalkmıştır. Bu nedenle, dünyada eşi
benzeri görülmeyen bir yasak, baskı ve imha politikası
izlemiştir.
Bu politika aynı zamanda, Kürtlerin dışındaki
toplumsal muhalefet gruplarını da ciddi şekilde
etkilemektedir. Türk emekçilerine, Alevilere, Hıristiyanlara,
Yezidilere, kadınlara ve yoksul halka yönelik baskı
ve şiddet politikasında da, ciddi bir değişiklik
yapılmamıştır.
Geçmişten bugüne, Türk Devleti’nin bu
politikasına karşı çıkanlar, toplu katliamlarla
yüz yüze gelmiştir. Binlerce aydın işkence
görmüş, zindanlarda çürütülmüştür. Binlerce Kürt
köyü ve yerleşim alanı yakılıp yıkılmış,
tarla, mera ve ormanlar yakılmış, binlerce
Kürt aile sürgüne yollanmış ve yüzü aşkın
Kürt ulusal önderi idam edilmiştir.
Tüm bu uygulamalara karşın Kürt halkı
tarih boyunca, insani ve ulusal hakları için direnmeye,
baş kaldırmaya ve gerektiğinde savaşmaya
devam etmiştir.
Acılar ve yıkımlarla dolu bu
zorlu mücadele sonucunda Türk yöneticileri, Kürt varlığını
kabul etmek zorunda kalmışlardır. Ama, Kürtlerin
insani ve ulusal hakları hala ayaklar altında çiğnenmektedir.
Türk Devleti, 20 yıldan bu yana, Kürtlere karşı
bazen açık, bazen de kapalı bir savaş yürütmektedir.
Türk Devleti, bu savaşı yalnızca
kendi sınırları içerisinde sürdürmemektedir.
Gerek havadan, gerekse karadan sık sık sınır
ihlalleri yapmakta, Irak devleti sınırları
içerisinde kalan Kürdistan topraklarındaki sivil yerleşim
yerlerini bombalamakta, kara harekatlarıyla halkın
yaşamını tehdit etmektedir.
TC Devleti, mirasçısı olduğu
Osmanlı İmparatorluğu döneminde gerçekleştirilen
ve 1,5 milyon insanın katledilmesi ile sonuçlanan Ermeni
soykırımını hala kabul etmemektedir.
TC Devleti, Avrupa Birliği üyesi Kıbrıs´ta
bulundurduğu askeri varlığını, tüm
uluslararası çağrılara rağmen sona erdirmemekte
ve işgalci konumunu sürdürmekte ısrar etmektedir.
TC Devleti, komşularına karşı,
düşmanlık sınırına varan bir gerilim
politikası izlemektedir. Üye olmak istediği AB’nin
önüne koyduğu Kopenhag Kriterleri´ni yaşama geçirmemek
için, direnmeye devam etmektedir.
Yukarıda sıraladığımız
örneklerden de açıkça anlaşılacağı
gibi, bugünkü konumuyla TC Devleti´nin BM Güvenlik Konseyi´nin
yükümlülüklerini yerine getirmesi mümkün değildir. Bu
nedenle de TC Devleti´nin BM Güvenlik Konseyi´ne üye olmasının
doğru olmayacağı inancındayız.
Gerekli duyarlılığı göstereceğiniz
umuduyla, durumu bilgilerinize arz ederiz.
Saygılarımızla...
17.09.2008
-
Kürdistan Dernekleri Birliği
KOMKAR/Almanya
-
Kürt Federasyonu/İsveç
-
Kürt Federasyonu/Avusturya
-
Kürt Kadın Bürosu-KOMJIN/Wuppertal
-
Brüksel Kürt Enstitüsü/Belçika
-
Kultur Kreis Kurdistan/Karlsruhe
-
Kürdistan İsçi Derneği-HEVKAR/Hamburg
-
Kürdistan İsçi Derneği-KOMKAR/Danimarka
-
KOMKAR-Avusturya
-
KOMKAR-Belçika
-
Kürdistan İşçiler
Birliği-KOMKAR/Hollanda
-
KOMKAR-İsviçre
-
Kürdistanlı Gençler Birliği-KOMCIWAN/Almanya
-
Kürt Danışma Merkezi-KOMKAR/İngiltere
-
Kürdistan İsçi Derneği-KOMKAR/İsveç
-
Suriyeli Kürt Dernekleri/Avusturya
-
İran Kürdistanı
Demokratik Öğrenciler Derneği/Avusturya
-
Kirmanci (Zazaki) Dil ve Kültür
Enstitüsü-IKK/Berlin”
|